29 Mart 2017

LUXEMBOURG







Lüksemburg Büyük Dukalığı





Denize kıyısı olmayan, Almanya, Fransa ve Belçika arasında kalmış küçük bir ülke.





Kış mevsiminde buzdan kristallerle sizi karşılayan masal şehri. Buğulu beyazın verdiği soğuk güzellik.





Moselle ve Alzette nehirlerinin kıvrılarak şehrin içinden geçmesi güzelliğini arttırıyor. Bence içinden nehir geçen şehirler ayrı bir güzel...





Pont Adolphe köprüsü iki yakayı birbirine bağlayan tarihi bir köprü.





Hammelsmarsch çeşmesi, müzisyen ve koyun figürlerinden oluşmuş.





Place de la Constitutions 





Palais Grand- Ducal  Luxembourg` un ilk belediye binası, aslında Luxembourg Dükü`nün sarayı









Notre Dame Cathedral  sivri sivri uzantıları ile hemen gözünüze çarpan bir yapı ve bu yapı da masallar diyarında olduğunuz hissini arttırıyor. Akşam ışıklandırıldığı zaman da ayrı bir güzel.





Place Guillaume II meydandaki tarihi yapılardan bir tanesi.





Statue De La Grande Duchesse Charlotte sade mimarisi ile dikkatimi çeken bir yapı, diğer kadetral ve sarayların dışında.





Ve tabii ki renklerine hayran olduğum ardı sıra dizilen evler...








Her şehirde görmeye alıştığımız tarihi saat kulesi, gece karanlığındaki ışıklı pozuyla birlikte...





Buz kristalleri arasındaki sokak lambalarını da çok sevdiğimi söylemeliyim...








Ocak 2017








27 Mart 2017

FRAMBUAZLI TİRAMİSU





Pembe, beyaz oldu her yer, her ilkbahar olduğu gibi... Her zaman olduğu gibi özlenmişsin sevgili ilkbahar. Kışın soğuk ve karanlık günlerinden sonra renklenmek ne güzel... Aynı ağaçlar aynı çiçekleri açar her ilkbahar ama sanki ilk defa görüyormuşum gibi bakarım, fotoğraflarını çekerek zamanı durdurmak isterim.  Hiç dökülmesin bu çiçekler isterim...



Ve bahar gibi tatlılar olsa ne güzel olur derim...




Serin ve meyveli olunca tam bir bahar tatlısı gibi oluyor tiramisu. Frambuazlı benim tercihim. Muzlu ya da çilekli de yapılabilir...


Çay ya da kahveyle yavaş yavaş yemek güzel olabilir belki yeni açan bahar çiçekleri ve onların arasında kaybolan kuşların sesleri ile...


 

MALZEMELER


Yeterli miktarda kedi dili bisküvi


2 yemek kaşığı granül kahve


2 yemek kaşığı toz şeker


1,5 su bardağı ılık su


Ve 

Yeterli miktarda frambuaz ( taze ya da dondurulmuş )


Süslemek için bir miktar kakao ve Türk kahvesi


Krema için;


4 su bardağı süt


½ su bardağı şeker


2 tane yumurta


3,5 yemek kaşığı un


3,5 yemek kaşığı nişasta


150 g maskarpon peyniri ( ya da aynı miktarda labne peyniri )


2 paket vanilya

Maskarpon ve vanilya hariç bütün malzemeleri bir tencereye koyun ve bir çırpıcı ile iyice karışana kadar karıştırın. Ocağı açın ve kaynayana kadar karıştırarak pişirin. Kaynamaya başlayınca ocaktan alın ve ara ara karıştırararak kremanın ılımasını bekleyin.

Sonra maskarpon peyniri ile vanilyayı da ilave ederek iyice karıştırın.




Granül kahve ve şekeri ılık su içinde iyice karışana kadar karıştırın. Kedi dillerini bu sıvı karışımın içine hızlıca batırıp çıkararak ıslatın. Kedi dillerini bu karışım içinde çok tutarsanız hemen eriyor, bu nedenle hemen ıslatıp uygun bir kabın içine dizin. Üstüne hazırladığınız kremadan dökün. Frambuazları ilave edin ve kedi dillerini ikinci sıra olarak dizin. Ve üstlerini kapatacak şekilde kremayı dökün.


Bir sügeç yardımı ile bütün kremanın üstüne kakaoyu serpin. En son olarak da aroma vermesi için yine süzgeç yardımı ile Türk kahvesini serpin. Frambuazlarla süsleyip bir kaç saat dolapta bekletin.


Ve bahar kokuları arasında servis yapın...





AFİYET OLSUN





26 Mart 2017

BRUXELLES







Belçika`nın başkenti Brüksel. Birkaç yüzyıl önce bataklığın kurutulması sonucu ortaya çıkmış ve adı bataklığın içindeki yerleşim yeri anlamına geliyormuş.





Bir çok tarihi binaya sahip olan bu şehri gezmek için biraz zaman ayırmanız gerekli. Hemen hemen her yerde tarihin izlerini görebiliyorsunuz.








Guildhouse, Grand Place meydanında bulunan gösterişli yapılardan bir tanesi. 


Grand Place şehrin en önemli ve en hareketli meydanı. Aynı zamanda bir çok tarihi bina ile çevrili. Meydanın ortasında durduğunuz zaman döne döne fotoğraf çekebilirsiniz.





Hotel De Ville yani belediye binası,  13. yüzyıldan kalma gotik mimarisi ile göz dolduran 96 metrelik asimetrik bir kuleye sahip olan bir yapı. Maison De Roi ve Le Renard Lonca evi de bu meydanda yer alıyor.





Aziz Micheal ve Aziz Gudula Katedrali,  Aziz Gudula` nın kutsal hazinesi buraya getirildiği için bu isim verilmiş. Şehirdeki diğer tarihi binalar gibi bu da gotik özellikler taşımakta. 








Müzik Aletleri Müzesi Mim, müzik aletlerinin tarih içinde nasıl şekillendiğini görmeniz için güzel bir fırsat. Bu aletler içinde bize çok tanıdık olanları görmek güzeldi. 





Train World da bir müze. Belçika ve komşu ülkelerdeki tren ağının gelişimini ve demiryolu teknolojilerini, kullanılmış eski trenleri sergileyen bir bina.   

   



Atomium 1958 yılında Expo etkinliği için altı ay sonra kaldırılmak üzere yapılmış ve sonra Brüksel` in önemli sembollerinden biri olmuş. En üst kattan bütün şehri panoramik olarak izleyebilirsiniz. Dokuz çelik kürenin birleştirilmesi ile oluşur. Demirin kristal kafes yapısının 165 milyar kez büyütülmesi ile oluşmuş bir yapı. Waterkeyn modern çağı temsil eden atomun yapısını hissederek bu yapıyı tasarlamış.





Palais Royal De Bruxelles, Kraliyet ailesinin önceden kaldığı, çok sayıda odası ve çok güzel bir bahçesi olan bir saray. 





Mont Des Arts, şehri tepeden seyredebileceğiniz bir park alanı. Güzel fotoğraflar çekilebilir.





Place Royale, Mont Des Arts alanının hemen arkasında ve şehrin manzarasını gören bir yerde.




Basilique Du Sacré- Coeur De Bruxelles, ilginç mimarisi ile hemen fark edilen bir kilise.





Musee De La Ville De Bruxelles, şehrin hikayesini anlatan fotoğraflar, resimler ve haritaların bulunduğu bir müze.





Palais De La Bourse, Brüksel borsa binası.





Manneken Pis, Brüksel`in en önemli sembollerinden birisi bu küçük çocuk heykeli.





Avrupa Parlamento binası, Avrupa Birliği`nin resmi organlarından bir tanesi olan bina.





St. Nicholas Kilisesi 





Notre Dame De La Chapelle 





Tarih kokan geziniz sırasında burnunuza buram buram vanilya kokuları gelirse şaşırmayın. Waffel bu şehrin bir diğer sembolü. Bir çok sokakta olduğu için bu koku sanki şehrin parfümü olmuş. Tatlısı bol kremalı ve meyveli, tuzlusu da bildiğimiz tost gibi bol peynirli ve çeşitli garnitürlerle servis ediliyor.





Ve çikolatalar da var tabii... Çikolata satan bir çok dükkana rastlayabilirsiniz. 





Ve makaronlar...





Danteller de waffel ve çikolata kadar ünlü. Vitrinlerde uzun uzun incelemek isteyebilirsiniz.





Gotik mimarinin etkisindeki tarihi binalarının yanında kendine has binaları ile de sokaklarında fotoğraflar çekerek gezebileceğiniz güzel bir şehir...





Şehrin bir sembolü daha var ki hepimizin seyretmekten zevk aldığı Tenten. Tenten` in yaşadığı yerin,  yazarı olan Hergé`nin doğum yeri olan Brüksel olduğunu da şehrin her yerinde karşımıza çıkan Tenten figürlerinden öğrendik.











Ocak 2017








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...