Buralarda, bu mevsimde sabah ve akşam saatlerinde yürüyüşe çıkarsanız eğer ıhlamur ağaçlarından yayılan kokular başınızı döndürür. O kadar çok ıhlamur ağacı var ki... Boyuma yakın olan dalları koklamak ve çiçeklerine bakmak hoşuma gider ve yanımda biri varsa eğer o na da aynı şeyi yaptırmadan içim rahat etmez. Yanımdaki eğer eşimse mutlaka emin misin, bunların ıhlamur ağacı olduğundan diye her seferinde sorar. Eminim... Çocukluğumdan biliyorum ıhlamur ağacını. Yaz tatillerinde memlekete giderdik, anneanne, büyükbaba, dede, nine... Büyükbabam postacıydı, hani şu çantalarında taşıdıkları mektupları bekleyenlerine ulaştıran, bazen sabırsızlıkla beklenen. Anlatılanlardan aklımda kalanına göre zamanında atlı postacılık bile yapmış. İşte yaz tatillerine gittiğimiz zaman bazen beni de postaneye götürürdü, aklımda kaldığına göre farklı birşeymiş o zamanlar için. Ve hatırladığım kadarı ile etrafta ıhlamur ağaçları vardı, ıhlamurlar toplanırdı. İşte buradaki kokular beni alıp hayal gibi gelen küçüklüğüme götürür her seferinde. Sonra da emekli oldu. Ama sadece postacı değildi büyükbabam, ava giderdi, motoru vardı, bizi de bindirirdi ekip biçtiği bahçeye götürürken. Çok hoşuma giderdi. Çok çalışırdı, o yaşına rağmen hala çalışıyor, ufak da olsa bahçesi var, çiçekleri var, severek yapar hem de, bahçesini sulamak için gittiği yerlerde uzun süre kalamaz, döner hemen... Küçüklük hayallerimdeki büyükbabam yalnız değil, yanında anneanem de var, birlikte yaz günlerinde kesilen makarnalar, kışın içelim diye hazırlanan tarhanalar, onların beyaz bez torbalara paylaştırılması ve kışın yerken yazın hatırlanması. Artık o hazırlıklar yapılmıyor eskisi gibi, istesek olur ama artık çok yaşlandılar. Zamanında çok yaptılar ellerine sağlık... Bir de balkonda ters asılı duran kekik ve adaçayı demetleri, kırlardan toplayıp demet yapardı büyükbabam ve kışın içilirdi onlar, emin ellerin hazırladığını bilerek, güvenle. Şimdilerde yaptığım kekik ve adaçayı da götürür beni o günlere, bunları severek içmem bu yüzdendir belki de... İşte çabucak geçmiş çocukluğumuz, tatlı hatıralar oluvermiş, bir ıhlamur kokusunda, bir yudum adaçayında yer bulmuş...
BESİN SU BARDAĞI ÇAY BARDAĞI KAHVE FİNCANI ÇORBA KAŞIĞI Su 250 g 100 g 75 g 15 g Süt 250 g 100 g 75 g 15 g Toz şeker 200 g 80 g 70 g 20 g Pirinç 250 g 100 g 70 g 15 g Bulgur 200 g 75 g 60 g 20 g Fasulye 200 g 75 g 60 g Mercimek 200 g 75 g 60 g 15 g İrmik 180 g 70 g 55 g 12 g Pudra şekeri 110 g 50 g 30 g 12 g Toz şeker 170 g 75 g 60 g 15 g Nişasta 50 g 30 g 10 g Un 110 g 50 g 30 g 12 g Galeta unu 120 g 60 g 40 g 10 g Kaşar peyniri(rende) 90 g 40 g 30 g 4 g Süt 200 g 100 gr 65 g 15 g Krema 210 g 110 g 70 g Yoğurt ...
Insani anilarina en kisa yoldan baglayan duyunun koku oldugunu biliyor muydun? Ne guzel anlatmissin. Kalemine saglik.
YanıtlaSilkoku ve koklamak herseyin tadinida icinde barindiriyor harmanliyor evren icinde bir oyana bir buyana salliyor..(bak sardim bu evrene karismam tutmayin beni )
YanıtlaSilebru...