14 Mayıs 2012

MİLANO I



Kuzey İtalya`da bir şehir. İtalya`nın ve Avrupa`nın en gelişmiş ve en zengin şehirlerinden. Modanın önemli merkezlerinden. Tabii tüm Avrupa şehirlerinde olduğu gibi tarihi eser açısından da fazlasıyla zengin.

İtalya diğer Avrupa ülkelerine göre iklimi ve insanları bakımından daha bir sıcak. Belki Akdeniz ülkesi olmasındandır. İnsanlar daha cana yakın. Bir soru sorduğunuzda hemen cevap vermeye hazırlar ve aralarında da tatlı tatlı konuşarak cevaplamaya çalışıyorlar, tabii kendi dilleri olan İtalyanca ile...bilenler ne ala ama bilmeyenler de hareketlerinden gayet güzel anlıyorlar ve sonunda herkes memnun. Unuttuğumuz kırmızı çatılı evleri görmek mümkün İtalya`da, balkonlarda asılı çamaşırlar da sanki Türkiyedeymişiz hissini veriyor. Hatta bu pazar görüntüsü bile bize çok tanıdık...


Doğal güzellik de görülmeye değer,her yer yemyeşil, bakımlı, parklar olabildiğince çok...

Milano`da gezilecek çok yer var. Eğer güzel bir plan yapmazsanız ve kalma süreniz kısa ise heryeri gezemeden geri dönmek zorunda kalabilirsiniz. Bu konuda en büyük yardımcı etkinlik, şehir içi turları. Hem çok rahat hem de çok keyifli. Yapılması gereken en mantıklı aktivite önce bir şehir içi turuna katılmak. Bilet fiyatları ilk başta biraz fazla gelebilir ama tam anlamı ile kullanırsanız eğer çok da karlı oluyor. Turlar iki günlük, iki gün içinde tur arabalarına indi- bindi yaparak, ilginizi çeken bir yerde inip, gezip, bilgi toplayıp, bol bol resim çekip tekrar geri binebilirsiniz. Durakları var ve size turların yol güzergahlarını gösteren haritalar veriyorlar, böylece işiniz daha da kolaylaşıyor. Otobüse bindiğiniz zaman verdikleri kulaklıklar ile gezilen yerler hakkında verilen bilgileri rahatlıkla dinleyebiliyorsunuz. Ayrıca her otelde şehir haritası mevcut, bu şehir haritalarını da yanınıza alırsanız eğer,  şehire ait yolları, otobüs, tramvay, metro gibi ulaşım araçlarının da duraklarını öğrenmiş oluyorsunuz.


Milano`daki şehir turlarının iki güzergahı var. Bir tanesi tarihi yerleri gezdirirken, diğeri alış-veriş merkezlerini gezdiriyor.

1805 yılında İtalya birleştiği zaman ilk başkent Milano olmuş. Moda, sanat ve kültürün başkenti olduğu gibi İtalya ekonomisinin de merkezi haline gelmiş.


Milano tarihi zenginliği olan bir şehir. Milano`nun kalbi DUOMO MEYDANI`nda atıyor. Bu meydan adını burada bulunan DUOMO di MİLANO katedralinden alıyor. Milano`daki gezilerin başlangıç noktası sayılır. 40.000 kişinin sığabileceği Gotik tarzın en güzel örneklerinden. Milano`daki tüm yollar bu katedrale çıkacak şekilde düzenlenmiş. Yapımı 500 yıldan fazla sürmüş. Dış cephesindeki işlemeler görmeye değer, kafanızı yukarı kaldırdıkça daha çok işleme görüyorsunuz ve işçiliğe hayran oluyorsunuz. Gotik sanatı ve İtalyan kültürü katedralin içinde de devam ediyor,  tablolar görülmeye değer. Yerlerdeki mermerler de hayranlık uyandırıcı. 135 kuleden oluşmuş ve en yükseği  107.5 metre ve üzerinde bulunan altın MADONNA heykeli görülmeye değer. Meydan da 1865 yılında ünlü mimar GİUSEPPE MENGONİ tarafından yapılan KRAL  VICTOR EMANUEL heykeli de bulunuyor. Genelde kalabalık bir yer, gezmek için gelenler olduğu gibi gezmeyi bitirmiş ve yemeklerini ellerine alarak bu alandaki kaldırımların üstlerine oturmuş insanlara da rastlamak mümkün ve etraflarında da yemek kırıntısı bekleyen bir sürü güvercin.


Bu meydanda dünyanın en eski ve ilk alışveriş merkezi kabul edilen GALLERİA VİTTORİO EMANUELE II bulunuyor. Burası MENGONİ`nin son eseriymiş, bu galerinin yapımı sırasında iskeleden düşerek hayatını kaybetmiş. Bu alış-veriş merkezinde dünyanın en önemli markalarının bulunduğu mağazalar, kahve içebileceğiniz yerler ve İtalyan mutfağını tanıyabileceğiniz lokantalar var. Kalabalık bir yer, insanların mutlaka ziyaret ettikleri yerlerin başında geliyor. Ayrıca en önemli buluşma noktalarından.  19. yüzyılda yapımı tamamlanmış, üstü çelik ve camdan, yaylı bir tavanla kaplı. Galerinin yollarının kesiştiği yerde bir boğa figürü mevcut. Dünyanın en büyük tiyatro binalarından La SCALA da burada bulunuyor. Bu bina bir karnaval galası sırasında yanmış ve 18. yüzyılda ikincisi inşa edilmiş.


SFORZESCO KALESİ;  Sempione parkı içinde. Şehir içinde gezinirken mutlaka göze çarpan bir yapı. Rönesans döneminin en büyük yapısıymış. İçinde eski sanatlar müzesi de var, zaman probleminiz yoksa gezmelisiniz.


STAZİONE CENTRALE;  Milanonun görkemli binalarından biri daha. Dönemin baskısını anlatan bir yapı olma özelliğine sahip.

SANTA MARİA DELLA GRAZİE KİLİSESİ; eski şehrin merkezinde. 15. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş bir Rönesans kilisesi. LEONARDO Da VİNCİ`nin 1495-1497 yıllarında yaptığı ‘SON YEMEK’ adlı tablosuna ev sahipliği yaptığı için ünlüymüş.


POLDİ-PEZZOLİ MÜZESİ; ANTONİO POLLAİOLO`nun ‘BİR KADIN PORTRESİ’ adlı eserinin sergilendiği yer. Bu eser Milano`nun zerafetini ve kalitesini yansıtıyormuş.

SANT`AMBROGİO KİLİSESİ; 4.yüzyılda Alman soylularından SAN AMBROSO tarafından inşa edilmiş, 11. ve 12. yüzyıllarda Romaneski tarzında onarılmış.

Gezilmesi gereken başlıca tarihi eserleri bunlar, daha çok var, ama diğerleri için de daha fazla zamana ihtiyaç var.






7 yorum:

  1. Ne zaman gittiniz siz Milano'ya? Hakikaten cok olmus gorusmeyeli!..

    YanıtlaSil
  2. Hande uyan da balığa gidelim......
    Pek güzel bir gezirmiş., sen anlatınca tekrar gidedim geldi....

    YanıtlaSil
  3. ayaklarınıza sağılık ,iyi gezmişsiniz.

    YanıtlaSil
  4. belgesel ve gezi proğramlarını ilgiyle izlerim. sende belgesel gibi hazırlamışsın. çok güzel teşekkürler.

    YanıtlaSil
  5. biz de unluler gibi alisverisemi gitsek acaba?neyse fotolardan gitmis kadar olduk..

    YanıtlaSil
  6. Ne güzel gezmissiniz canim, sefaniz olsun...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...