29 Şubat 2012

YAĞLI KAĞITLARIM



En çok kullandığım mutfak malzemelerimden. Büyük kurtarıcım.

Fırın tepsilerini bilirsiniz, bazen temizlemek çok zordur ve hele de misafir öncesi bir şeyler yaptıysanız dar bir zamanda tepsi temizlemek kadar sinir yıpratıcı bir şey yoktur. Misafir öncesi tepsi de temiz olsun istersiniz. O kadar temizledikten sonra bile olmadık zamanlarda tepsinin üzerinde çıkmamış lekeler görmek de mümkün, sanırım herkesin başına gelmiştir.

Ya da en güzel kahvaltılar için ya da anlık açlık geçiştirmeleri için yapılan pratik tostlar. Tost yapmak pratiktir de akan kaşar peynirlerinin tost makinasında bıraktığı izleri yok etmek hiç de pratik değildir. Zaten teflona karşı negatif duygular beslerken oluşan bu görüntüler yıllar öncesinde çok canımı sıkıyordu. Temizlerken teflonu çizildiği için çalışır durumda olan makinayı değiştirdiğim olmuştur.




Sonunda bu yağlı kağıtlar imdadıma yetişti de artık bu gibi can sıkıcı durumlardan kurtuldum.

Tepsilerimi kullanırken yağlı kağıt sermeyi ihmal etmiyorum, tost yaparken tost makinasını yağlı kağıt sermeden kullanmıyorum. Böylece artık tost yapmak gayet pratik...

Aklıma geldi ve hatırlatmak istedim. Eminim ki bir çok kişi bu yöntemi kullanıyordur. Ama unutanlar olabilir, yeni evlenenler olabilir, yeni eşyalar alanlar olabilir ki bu yöntemle fırın tepsilerinizi ve tost makinalarınızı uzun yıllar temiz kullanabilirsiniz...
















27 Şubat 2012

HEM KARNIBAHARLI HEM DE NOHUTLU BİR SALATA





Tam bir sebze salatası diyebiliriz aslında. Sebze sevmeyenlere belki bu şekilde yemek daha eğlenceli gelebilir.

Karnıbaharları, bezelyeleri  ve fasulyeleri haşlıyoruz ama çok fazla değil, sonra hemen soğuk suya daldırıp çıkarıyoruz ki renkleri  ve dirilikleri de korunmuş  olsun. Haşlanmış nohutunuz varsa işiniz daha kolay, hemen kullanabilirsiniz ya da konserve nohut kullanabilirsiniz. Her ikisi de yoksa ıslatıp haşlamanız gerekecek…

Haşlama işlemi bittikten sonra karnıbaharları, bezelyeleri, fasulyeleri ve nohutları servis tabağına alın ve üstüne minik domateslerden doğrayın yoksa normal domates de olur. 

Maydonoz ve dere otunu da doğrayın, biraz bolca olursa daha lezzetli bir salata oluyor. Sonra zeytinyağı ve limon suyunu iyice çırpın ve biraz tuz ile salatanıza ilave ederek sebzeleri çok fazla hırpalamadan karıştırın.



AFİYET OLSUN



22 Şubat 2012

HİNDİSTAN CEVİZLİ MİNİK KURABİYELER



Canınız bir bardak çay istedi yanına da kurabiye, durmayın hemen yapın bu sevimli minikleri...

Çok kolay ama ufak yuvarlaklar yapmak biraz zaman alıyor, olsun değer, ağızda dağılıyor yani tam çaylık...







MALZEMELER

250 g tereyağ

2 adet yumurta ( sarılar içi için, beyazlar üstü için )

2 çay bardağı pudra şekeri

1 çay bardağı hindistan cevizi

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya

Aldığı kadar un ( 3-3,5 su bardağı )


Yumurtanın beyazlarını bir kapta  iyice çırpın. Hindistan cevizini de bir başka kaba alın ve bu ikisini bir kenara kaldırın.

Malzemelerin geri kalanını güzelce yoğurarak kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin. Un miktarı değişken olabilir, bu nedenle unun hepsini birden katmayın, yavaş yavaş katarak hamurun kıvamını ayarlayın. Hamurdan ufak parçalar alıp yuvarlayın ve önce yumurta beyazına sonra da hindistan cevizine batırıp yağlı kağıt serili fırın tepsisine yerleştirin, bu şekilde bütün hamuru bitirin. Ama yumurta akına ve hindistan cevizine batırırken elleriniz de hindistan cevizine bulanacağı için önce yuvarlakların hepsini  yapıp sonra yumurta akına ve hindistan cevizine batırmanızı tavsiye ederim.Yok eğer böyle minik minik uğraşamam derseniz de daha büyük yuvarlaklar yapabilirsiniz. 180° ye ısıtılmış fırında üstü çok hafif pembeleşinceye kadar pişirin. Ağzı kapalı bir kapta bir haftadan fazla saklayabilirsiniz.



AFİYET OLSUN 



20 Şubat 2012

REKLAMLAR VE YÜZDE BİR TEBESSÜM



Çok severim güzel bir reklam seyretmeyi. Ama akıllıca yapılmış, seyrederken düşündüren, zekice... Tabii reklamlarda oynayanlar da önemli reklamın seyredilir olmasında. Tatlı bir eğlencedir reklam seyretmek benim için, sevdiğim bir reklamı tekrar tekrar seyredebilirim hiç sıkılmadan.

Avrupa kanallarını seyredenler için değil bu söylediklerim, bu kanallarda reklam başlayınca sesini kısmak ve televizyona bakmamak  gibi çok önemli bir görevimiz var. Reklam zamanını yapılması gereken işleri yapmakla geçirmek daha eğlenceli oluyor bu durumda.

Televizyonların daha siyah beyaz olduğu ilk dönemlerinden beri severim reklamları. Kardeşimle oyun oynardık sırada hangi reklam var diye. Sonra televizyonlar renklenince reklamlara bir kat daha bayılmıştım, seyrettiğimiz reklamların renklenmesi nasıl da güzel olmuştu. Hala aynı istekle seyrederim reklamları. Reklamları yapan insanları da hep takdir ederim, işte zeka buna denir, bravo diyerek. 







Severek izlediğim çok reklam var, ama bu ikisi şu sıralar favorim, televizyonda olmassa gidip internetten seyrediyorum, seviyorum işte. Hele bazı reklamlar dizi tadında, devamını bekler oldum. Mesela Arçelik reklamları, Çeliknaz ve bizim Çelik evleniyorlar, yapılan tango çok güzel, gelin kızımız çok güzel...

Bir de Pınar reklamları ve şu tatlı kız...

Yüzde bir tebessüm oluşturmak için...

Ama gene de reklamları seyrederken  çok fazla kapılıp aldatıcı özelliklerini de unutmamak ve reklamların her zaman doğruyu söyleyip söylemediklerini şöyle bir düşünmek gerek...





















Resim:www.google.ch

16 Şubat 2012

KESTANELİ PİLAV ÜSTÜ ET SOTE





Evet yine basit bir tarif, çok malzeme yok, hatta miktar bile yok. Kaç kişilik yapmak istiyorsanız gözünüzün kararını kullanarak yapabileceğiniz bir yemek. Önce hemen kuşbaşı almış olduğunuz etleri biraz daha ufak hale getirmek için ikiye kesin yani istediğiniz büyüklüğe getirin. Sonra tencereye sıvıyağ ilave edin tabii her zaman ki gibi çok fazla değil. Sonra ince ince doğradığınız soğanları  ve kuşbaşı etleri tencereye atın ve karıştırarak şöyle bir renklerinin dönmesini sağlayın. Soğanın bol olması daha lezzetli yapıyor. Sonra salça, tuz, kekik, kimyon gibi baharatlarını atıp su ilave edin ve tencerenin ağzını kapatın, etler pişinceye kadar pişirin. Eğer suyu azalırsa yine su ilave edebilirsiniz. Düdüklü tencere kullanıyorsanız işiniz daha kolay oluyor tabii.

Etler pişerken siz de kestaneleri hafifce haşladıktan sonra soyun. Bu işlem biraz can sıkıcı oluyor itiraf etmeliyim. Ama ben artık kolayını buldum. Şimdilerde artık marketlerin dondurulmuş gıda bölümlerinde kestane de var. Bulabilirseniz tavsiye ederim, çok kullanışlı oluyor. Ben dondurulmuş olarak alıyorum. Sonra bu kestaneleri sıvıyağ ve tereyağ koyduğunuz tencereye atın ve hafifce kavurduktan sonra yıkayıp ıslattığınız pirinçleri de ilave ederek biraz daha kavurun. Üstünü bir parmak geçecek kadar su ilave edin, tuzunu da unutmayın ve kısık ateşte pişirin. Kestane miktarı sizin isteğinize kalmış, eğer kestane seven biri iseniz ve pilav yerken ağzınıza daha fazla kestane gelmesini isterseniz çok miktarda kestane ilave etmenizi öneririm, çünkü güzel oluyor. Ama resimde kestaneler pek fazla görünmemiş, onu da yeni farkettim, demek ki resim çekerken bu konulara da dikkat etmek gerekiyormuş, bunu da öğrenmiş oldum.

Pişen pilavınıza şekil vermek için kek kalıbı kullanabilirsiniz, orta da kalan boşluk kısma da pişen etlerinizi koyarak basit bir süsleme yapabilirsiniz. Farklı şekiller de denemek mümkün, yaratıcılığınıza kalmış.

En üstüne de fıstıkları kavurup süslemek ve lezzet vermek amacı ile kullanabilirsiniz. Ben fıstık kullandım, siz badem de deneyebilirsiniz...



AFİYET OLSUN



14 Şubat 2012

14 ŞUBAT



SEVGİLİLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN...



Sevgililere her gün özel aslında, onlar için bir gün yeter mi...Sevgililer her günlerini özel kılmalı ve kıymetini bilmeli...

Sevmek sadece sevgililer için değil, ille de sevgili olmak gerekmiyor sevgiyi hatırlamak için.

Sevgi sanki unutuluyor bazen, esas sevgi günü olmalı insanlar unutmasın sevmeyi diye gündelik koşuşturmaca arasında.

İnsan önce kendini sevmeli yaratandan ötürü bana can verdi diye, kendine değer vermeli şükür diyerek dualarla.

Sevebilmek hele bir de karşılıksız, hiç bir şey beklemeden  sevebilmek,  dünyanın en güzel duygusu. Her şeyi sevebilmek...

Yeni açan bir çiçeği, karda yem arayan bir kuşu en önemlisi de etrafımızdaki insanları sevebilmek bütün kusurlarına rağmen...

Sevgiyi ifade etmek kolay değildir bir çokları için, oysa ne kadar kolaydır yapabilsek;

Bazen sabah uyandığımızda bir günaydın öpücüğüdür yanağa kondurulan, bazen anne, baba diyerek yazılarda göz kırpmaktır özlemle, bazen yavaşça süzülen bir damla yaştadır sevginin gücü, bazen sıkı sıkı sarılmaktır çocuklarına, bazen güzel bir yemek hazırlamaktır, bazen de ağız dolusu seni seviyorum demektir tüm içtenliğimizle...

Gerek yoktur aslında süslü ve paha biçilmez olmasına sevgi sözcüklerinin.

Sevgi insanı insan yapan, hırstan, kibirden, bencillikten kurtaran bir çaredir.

``Sevgiden acılar tatlılaşır, sevgi yüzünden bakırlar altın olur, sevgi yüzünden tortular durulur, arınır, sevgiden dertler şifa bulur, sevgi yüzünden padişah kul kesilir.`` der Mevlana. `` Ne düşünürseniz O`sunuz.`` diye devam eder.  Sevgiyi düşündüğünüzde ve tüm ruhunuzda hissettiğinizde sadece seversiniz.

Sevmek adına   bu günü değerlendirmeli, güzel bir sözle, güzel bir davranışla, her günümüzün  böyle olması adına...

Unuttuysak eğer sevmeyi birbirimize hatırlatalım diye sevgililer günümüz kutlu olsun...












Resim: resimlerx.com

10 Şubat 2012

HADİ HERKES MANTI YAPSIN...



Hafta sonunda, hem de Pazar günü, neden olmasın...Pazar günü zaten sıkıcı bir gün, hava çok soğuk, tam da soğuk kış günlerinde canımız sıcak sıcak yemekler isterken bence hemen yapın, hem de bütün aile hep birlikte. Biz geçen Pazar günlerinden birinde aynen böyle yaptık, hepimiz geçtik masanın etrafına hem yaptık hem sohbet ettik, sonra da güzel güzel yedik...




Mantı yapmak öyle sanıldığı gibi zor değil aslında sakın gözünüz korkmasın. Hamurunu çok fazla yapmanıza gerek yok, ailedeki kişi sayısına göre ayarlayabilirsiniz.

Hamuru için;

3 su bardağı un

1 yumurta

Yeterince un ve tuz

İşte malzemeler bu kadar. Önce ununuzu yoğuracağınız kabın içine koyun, yumurtanızı kırın, tuzunuzu ilave edin ve suyu azar azar ilave ederek ne çok sert ne de çok yumuşak olan bir hamur hazırlayın ve üstünü örterek  1 saat dinlendirin. Hamurun daha besleyici olmasını isterseniz yumurta sayısını  2 adet de yapabilirsiniz. Hamur dinlenirken de siz iç malzemesini hazırlayın.

İç malzemesi;

Yeteri miktarda kıyma

Rendelenmiş soğan

Minik doğranmış maydonoz

Karabiber, tuz...

Bu malzemeleri de iyice karıştırın. Kıyma olarak, tercih sizin, dana kıyma, koyun ya da ikisinden oluşan bir karışım nasıl isterseniz.

Dinlenmiş olan hamuru ufak parçalara ayırarak oklava yardımı ile ufak ufak yufkalar açın, çok büyük açmanıza gerek yok bence, ufak olunca yapımı da çok kolay oluyor...




Sonra yufkaları ufak kareler halinde kesin ve içlerine hazırladığınız iç malzemelerinden paylaştırın.  Bu arada kenarlarından kalan hamur parçalarını da kurutursanız çorbalarınızda kullanabilirsiniz.



Sonra da el birliği ile mantıları kapatın.










 





















































Bundan sonrasını iki farklı şekilde de yapabilirsiniz, ister fırında hafifce kızartıp sonra haşlayabilirsiniz, ister fırınlamadan haşlayabilirsiniz. Ben fırınlamadan haşlamayı tercih edenlerdenim. Haşlanmış mantıları artık tabaklara servis yapabilirsiniz.

Ve sos;

Tabii ki sarımsaklı yoğurt, olmazsa olmaz.

Yağda kavrulmuş salça  ve üstüne sevenler için tereyağ.

Yağda kavurduğunuz salça ile yaptığınız sos yerine bir tavsiyede bulunabilirim size, bir televizyon programında görmüştüm ve yapınca biz de çok beğendik.Yine yağda ince ince doğradığınız soğanları ve domatesleri yumuşayıncaya kadar kavuruyorsunuz, isterseniz biraz da salça ilave edebilirsiniz. Bu sos da mantıya çok yakışıyor, denemelisiniz.

Servis tabağına aldığınız mantıların üstüne önce sarımsaklı yoğurt, sonra domatesli sos ve üstüne kızdırılmış tereyağı...

Ve tabii sevdiğiniz bütün baharatlar; nane, sumak, karabiber, acı biber hangisi hoşunuza gidiyor ise masada yerini almalı, çünkü sırada en zevkli kısım olan süsleme aşaması var,

Herkesin eline sağlık...



AFİYET OLSUN



09 Şubat 2012

ETLİ NOHUT VE PİLAV VE KARIŞIK DÜŞÜNCELER


Ne yazsam, ne yazsam diye fotoğraf arşivime bakarken yanlışlıkla etli nohut ve pilavın üstüne tıklayınca tamam dedim, kendi kendine seçim  yapıldı. Bir kararsızlık var bu günlerde...Bazen acaba diyorum kendi kendime bu bilinen  tarifleri burada yazmakla doğru birşey mi yapıyorum, demezler mi ne gereği var, herkes biliyor nasılsa ya da zaten heryerde olan tarifler, aradığını bulmak hiç de zor değil insanlar için. Kararsız kalmam da bu yüzden zaten, yazmasam mı yoksa... Zaman zaman çok düşünüyorum aslında.

Ama tariflerimi bir yerde biriktirip, kızlarıma kitap olarak aktarma düşünceme ne oldu diyorum sonra. Bilmiyorum işte neden böyle oluyor anlamıyorum, bazen hiç bir şeyin anlamının olmadığı bir duygu yoğunluğunda buluyorum kendimi. Zaman zaman size de olur mu bilmiyorum...

Hem yeni yeni de bir çok kişiyi tanıma fırsatı sağladın kendine diyorum, çok da hoşuma gidiyor...Beni okuyan ve beni izleyen herkese çok teşekkür ediyorum.

Olsun diyorum sonra, yemek yapmayı yeni öğrenenler, yeni evlenenler için belki  bir fikir olur, ben gene de yazayım, sonuçta ben de bir çok tarifi bu ortamdan öğrenmedim mi...

İşte böyle karmakarışık düşüncelerle mücadele ediyorum ve sonra nerede kalmıştım diyerek devam ediyorum kaldığım yerden;




Malzeme çeşidi çok fazla değil ve miktarlarını da kişi sayısına göre ayarlayabilirsiniz. Bu tarif etli nohut ile pilavın en basit hali;

Tencereye koyduğumuz yağda önce kuşbaşı doğranmış etleri kavurup sonra da bolca doğradığımız  soğanları ilave edip biraz daha kavurup akşamdan ıslattığımız nohutları, salçayı ve tuzu sonra da suyunu ilave ediyoruz. Su miktarını siz zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Sulu yada az sulu nasıl seviyorsanız...Ben üstünü geçecek kadar su ile pişiriyorum. Düdüklü tencerede pişirmeyi tercih ediyorum, 30 dk- 40 dk arası bir sürede yumuşayıncaya kadar pişiriyorum. Yağ olarak arzu ederseniz tereyağ da kullanabilirsiniz, eti de biraz yağlı kullanabilirsiniz, bunlar tamamen sizin damak tadınıza kalmış. Gerçi tereyağ ya da yağlı et veya  kuzu eti kullanıldığı zaman lezzette yüksek oranda bir artış  oluyor ama eğer sağlıklı olsun dersek  yağlardan kaçınmak  gerekir diyenlerdenim.

Pilavı yapmak için de  aynı şeyler geçerli, tereyağla yapılan pilavın tadı tartışılmaz, ama ben sıvı yağ ile yapıyorum arada bir tereyağını kullanıyorum. Yağla birlikte yıkanmış pirinçleri hafifce kavurduktan sonra üstünü bir parmak geçecek kadar su ve yeterli oranda tuz ilavesi ile karıştırp kapağını kapatıyoruz. Ateşi de iyice kısıyoruz ve pişene kadar ağzını açmıyoruz, yani ben  öyle yapıyorum. Bu nedenle de pilav tenceremin kapağının cam olmasını tercih ediyorum, kontrol etmesi kolay oluyor.

Etli nohut ve pilavınız piştikten sonra artık pilava bolca karabiber mi ilave edersiniz ya da nohutun yanına şöyle karışık bir turşu mu çıkarırsınız bilemem artık...
 


AFİYET OLSUN



08 Şubat 2012

ZÜLFÜ LİVANELİ


SERENAD





Çok güzel bir tatlının ağzınızda bıraktığı o tat vardır ya işte öyle bir tat kaldı zihnimde. Okudum, bitti...Tarihin sayfalarında dolaştım durdum her sayfasında, okurken araştırma yapma gereği hissettim daha fazla bilgi edinmek için...Bir kısmını  iyi bildiğimiz, bir kısmını yarım yarım; o kadar çok tarihi gerçek var ki yaşanmış, sanki ben hatırlatayım da siz araştırın dercesine yazılmış bir kitap. Dili zaten çok anlaşılır, yorulmadan okuyorsunuz. Bu tarihlerin arasına sıkışmış bir aşk, belki de esas konu, böyle aşklardan kaç tane yaşanmıştır kimbilir...Okuyun lütfen...











07 Şubat 2012

SUSANNA TAMARO



RÜZGÂR  NE  DİYOR




Susanna Tamaro bu kitabı, haberlerde üçüncü şahıs olarak aktarılan, çoğu üçüncü dünya ülkelerinden gelme kişileri, birinci şahıs ağzından, duygulara, düşüncelere, hayallere, özlemlere bürüyerek, üç boyutlu kahramanlar yaratarak yazdığını belirtmiş kitabın arka sayfasında. Gerçekten de öyle, kısa kısa hikayelerden oluşmuş, hemen okunup bitecek bir kitap ama bitirdikten sonra da düşüneceğiniz ayrıntılar var, hayatın görmediğimiz gerçekleri yani...










Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...