16 Kasım 2011

YOLLAR



Her gün, günün herhangi bir saati olabilir, uygun bir zamanda, o gün olmazsa ertesi gün ama mutlaka... yürüyüş yapmaktan bahsediyorum. Alışkanlık böyle bir şey herhalde. Nasıl oldu anlamadım ama beni dışarıya çeken bir şeyler var. Kalabalık yerler  ya da şehir merkezinden bahsetmiyorum. Ağaçlar, çiçekler, su kenarı, küçük ormanlar gibi... Yürümek, yürümek... tempolu ama yavaş değil. Belli bir hızda ama etrafa dikkatli bakarak ve bu güne kadar görmediklerimi görmeye çalışarak, değişiklikleri kaçırmadan. Doğanın değişimine tanıklık yapmaktan, yaprakların sararıp yerlere düşerek ayaklarımın altına bir halı gibi serilmesinden bahsediyorum. Bu aralar yapraklar adeta kar gibi üzerime dökülüyor, bastığım yerleri göremez oldum yapraklardan. Ağaçlar da bu durumdan memnun gözüküyorlar, eskidi bu elbiselerimiz nasıl olsa ilkbaharda biz yeniden güzel güzel giyiniriz der gibiler. 

Sonbahar geldi kış çok yakında, bu zamanın tadını çıkarmak gerekir, etrafa daha çok bakmak gerekir. Ağaçlara, yapraklara, yeri kaplamış yaprakların arasında boy vermiş mantarlara; irili ufaklı,  bazıları renkli...Bunlar arasında dolaşan ve bir ayak sesi duyunca hemen ağaca tırmanıp endişeli ve meraklı gözlerle bana bakan kabarık kuyruklu, tarçın renginin güzelliğinde sincaplar da bu yürüyüşün alışkanlık sebeblerinden. Öylece kıpırdamadan durup size bakarlar, eğer siz de kıpırdamadan duruyorsanız. Öylece bakarlar hem de gözlerinize, korku dolu, kaçmaya hazır... Çok bakıştık sincaplarla böyle, kalp atışlarını bile hissedebilirsiniz. Zarar gelmeyeceğini anlayınca da sakin bir şekilde tırmanırlar ağacın en üst dallarına doğru. Bazen yere düşen palamutları yuvalarına taşımalarına tanıklık ediyorum, şimdi onlar için kışa hazırlık zamanı...

Yollar aynı yollar, yürüdüğüm yerler belli. Her gün aynı yerlerde yürümek sıkar insanı diye düşünebilirsiniz çünkü ben de öyle düşünmüştüm başta ama hala sıkılmadım. Mutlu oluyorum yürürken. Yollar aynı duruyor ama zamanlar ve üstünde geçen olaylar farklı aslında. İşin sırrı aynı yerlerden farklı saatlerde geçmek aslında.

Sabah erken çıkarsam eğer, okul telaşı oluyor her adımda, çocuklar annelerinin arkalarında ya da ellerinden tutarak ama küçük olan adımlarını daha da küçülterek, koşarcasına yol alıyorlar. Gözlerde uyku hala var ve uyanmaya çalışarak. Anne, babalar da ayrı bir telaşlı, çünkü bir an önce bu ufaklıkları okula bırakıp, kendilerini işe yetiştirmek zorundalar. Yanımdan koşar adımlarla geçiyor hepsi, görmüyorlar bile beni...

Öğleye doğru ya da öğleden sonra yürüyorsam eğer bu yollarda, rahatlamış insanlar görüyorum. En çok da köpekleri görüyorum onları gezdiren sahipleri ile. Onlara da alıştım, arar oldu gözlerim, bazen sadece onları görebilmek için bile yürüyüşe çıktığım oluyor. Nasıl da anlıyorlar gezmeye çıktıklarını, sağa sola koşturup oynuyorlar, ama sürekli gözleri sahiplerinde, sözden çıkmadan, bir çocuk annesini ne kadar dinler bilmiyorum. İşte bu saatlerde insanlar birbirini görüyor, selamlaşmanın en çok olduğu saatler... 

Akşama doğru bitkin ve yorgun  insanlar geliyor artık bu yollara. Günün yorgunluğunu, stresini, yaptıkları ve yapamadıkları, iş yerindeki problemlerini taşıyorlar üstlerinde.  Ya da eve döndüklerinde yapacakları işlerin telaşı var yüzlerinde, gün şimdilik bitmiş ama bir kısmı hala evde bekliyor onları. Ama eve dönen gençler ve çocuklar çok mutlu, sabaha göre daha bir enerji dolu  gözüküyorlar. Daha ne olsun, okulda bir gün daha bitti işte, onlar sevinmesin de kim sevinsin.  Genç olmak vardı...

Bu yolda sürekli bir canlılık var. Bölümler halinde devam eden bir dizi gibi. İzlemek hoşuma gidiyor. Daha ne kadar izlemek isterim bilmiyorum ama bana çok iyi geldiği kesin. Doğanın içinde olmak, kuş seslerini duymak ve dinlemek. Bu nedenle kulaklıkları ile yanımdan geçen insanları anlayamıyorum. Müzik güzeldir ama ben kuşları ve bu yolların sesini dinlemeyi seviyorum. Sessizlikte düşünmeyi seviyorum. Bu güzelliklerden payıma düşenin tadını çıkarmak istiyorum.












4 yorum:

  1. Muhtesem! Cok guzel yazmissin, devam! Gozlemlerine bayildim. Her saatte farkli insanlar, farkli aliskanliklar, farkli telaslar... Fotograflarin da cok guzel. Bu yol spor parkina cikan yol mu?

    YanıtlaSil
  2. Sakatligim gectigine gore tekrar beraber yurumeye hazirim... Yazindan sonra sanirim daha bi farkli yuruyecegim ayni yollarda... Eline saglik cok guzel olmus...

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Hande, bu yol spor parkına çıkıyor ama biraz uzak, bir gün beraber bir yürüyüş yapalım...

    YanıtlaSil
  4. ikisatirdokturmelik.blogspot.com18 Kasım 2011 12:46

    sevincim pek guzel yazmisin..sayende bende okurken yurudum oralarda...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...