20 Ekim 2011

SAĞLIKLI BESLENMEK



Beni  çok meşgul eden sorulardan birisidir. Sağlıklı beslenmek nedir ?


Çok yemek, çok süt içmek, etten zengin beslenmek, bol bol salata yemek, ceviz-fındık gibi kuruyemişlerden bolca tüketmek, bal yemek, zeytinyağı tüketmek, yumurta yemek ya da yememek, sebzeleri az pişmiş ya da çiğ tüketmek, hergün belli bir vitamini almak...yapmak, tüketmek, kullanmak...Yıllardır duyarız bu açıklamaları, ben de kendimce hep dikkat etmeye çalıştım bu konulara. Üniversiteye başladığım yıllarda dikkatimi çekmeye başladı, aslında tercihlerim arasında da vardı Beslenme ve Diyetetik Bölümü, bir yaz tatilinde tanışmıştım o bölümde okuyan bir genç abla ile, o zaman son sınıfta okuyordu, çok özenmiştim. Sonra da Kimya Bölümünü seçtim zaten, ortak birçok alanı var, belki de bu yüzdendir besinlerle bu kadar yakın ilgilenmem. Bir de  besinlerin kimyası ile ilgili dersleri görünce benim için besinleri birer kimyasal madde gibi görmek kaçınılmaz oldu sanırım. Besin maddelerinin hastalanınca aldığımız ilaçlardan bir farkı yok benim gözümde. Ağzımızdan içeri giren her şey vücudumuz için çok önemli. Vücudumuz bize verilmiş mükemmel bir makine ve ona bakmak en önemli görevlerimiz arasında. Tabii bu düşünce zaman zaman beni rahatsız ediyor aslında, sürekli bu konularda düşünmek ve çoğu zaman da besinler konusunda gereğini yapamamak canımı sıkıyor. Bu olayı takıntı haline getirmeden uygulamaya geçirmek en güzeli, ben bu duruma gelmedim henüz. Bütün bunları öğrenmek  bir yandan mutluluk verirken diğer yandan da beni çok korkutuyor. Bazen keşke bilmeseydim dediğim zamanlar oluyor, çünkü öğrenmek demek sorumluluk demek... Bu konularda öğrenmek hiç bitmeyecek bana göre, öğrenmem gereken o kadar çok şey var ki, tabii öğrenince de uygulamam gereken. Bazen o kadar çok bilgi yoğunluğu oluyor ki takip etmekte zorlanıyorum, bu bilgilerin hangisi doğru acaba diye geçen bir araştırma safhası da var tabii. Çünkü günümüzde her alanda olduğu gibi bu konularda da bilgi kirlenmesi var, bu bilgilerin iyi ayıklanması gerekiyor. Her söylenen doğrumu acaba. Bir de araştırma sonuçlarının açıklanması uzun zaman alıyor, bazen bu süre yıllar alabiliyor...Ya da bu güne kadar bildiklerimizin aslında öyle olmadığı ortaya çıkıyor; yumurtanın yıllarca kahvaltı sofrasına bir suçlu gibi getirilmesinden özür dilenmesi gibi...
İşte bunlardan dolayı anne adaylarına ve yeni annelere daha bir farklı bakıyorum. Anne olmak sadece dünyaya bir çocuk getirmek değil, yeni doğan bu canlıyı besleyip, sağlıklı bir birey yapmaya çalışmak, yani bence alabileceğimiz en büyük sorumluluk. Bu sorun daha anne karnındayken başlıyor.  Artık herkes  biliyor;  annenin yediği besinler çocuk gelişiminde ve zekasında çok önemli.
Sağlıklı olmak ve sağlıklı beslenmek nasıl yapacağımı bilmediğim, sürekli araştırdığım, bu konu ile ilgili duyduğum her şeyi dikkatle anlamaya çalıştığım, not aldığım, kimi zaman özen gösterdiğim, kimi zaman da gösterdiğim özen kadar uygulamaya geçiremediğim ve bunun için de zaman zaman huzursuzluk duyduğum, hayatımın ve mutfağımın en önemli amaçlarından biri...








1 yorum:

  1. Çok haklısın. Zor bir konu. Bir de bilmekle yapmak da aynı olmuyor. Bilme ile uygulama arasındaki fark ne kadar fazlaysa dengen de o kadar bozuk oluyor.

    Deneyimlerim beni gittikçe ortaya çekiyor. Uçlardan kaçınmak, mümkün olduğunca doğala, yerele, mevsimine göreye yönelmek... Aza, basite doğru kaymak. Bir de bedeninle ilişkiyi yeniden kurmak ve onu dinlemek. Söylediklerini anlamak... Yemek gıdaları gelişigüzel ağızdan içeri fırlatmaktan çok öte, kutsal bir etkinlik... Konuşalım daha...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...