29 Haziran 2011

BİR DE NİNEM VE DEDEM



Dedim ya her yaz memlekete giderdik, babamın da bir köyü var, o da büyükbabamlara yakın, egenin yeşilliklerinde, dağlar ötesinde bir yer.  Küçükken çok uzun gelen dağ yolları, çam ağaçları, üstünden geçtiğimiz köprü, küçük bir değirmen...Tepeden aşağı doğru bir köy manzarası ve işte köyümüz; camisiyle, her daim su akan pınarlarıyla, elinde bir sopa koyunları otlatmaya götüren çobanıyla, yanından geçerken arabaya havlayan köpekleriyle...Ve dedemlerin avlu kapısı, arabadan birinin inip açması  gerekirdi, kimi zaman babam kimi zaman kardeşim açardı. Ve şimdilerde yerinde olmayan bir köy evi, odaları, ocakları, girişte herkesin ayakkabılarını çıkardığı büyükçe bir taştan düzlük, kenarda sakin bekleyen bir köpek...Odaların kapılarını açarken tatlı bir gıcırtı duyulurdu. Hasır halıların sıcaklığı başka yerde yok sanırım. Bahçede asma yaprakları ile sarılmış ve üzüm salkımları ile dolu bir çardak...Dedem ve ninem çok küçüklük anılarımda yer alır, bence erken gittiler bu dünyadan, huzur içinde yatsınlar. Ocak başında hatırlarım onları, dedemi  cezve ile...Ninem de aklıma hep kuru yufka böreği ile gelir. Bizim oralarda yufkalar kurutulur, üst üste dizilir ve uzun süre saklanır, işte o yufkalar ıslatılır ve peynirli bir börek yapılır, hem de ocak ateşinde, çevire çevire...Sonra ortaya kurulan sofrada bütün aile, amcamlar, halam, hep birlikte tatlı bir gürültüyle yenir. Tabii bu anlattıklarım çok yıllar öncesinden, artık böyle biraraya gelmek çok zor oluyor. Börek dedim ya tadı hala damağımda, ama ninemin yaptığı böreğin tadı, o aramızdan ayrıldıktan sonra çok yapılmıştır aynı börek ama o bir başka yapıyormuş demek ki. Çocuklukta köy yerleri güzeldir, çünkü yapacak o kadar çok şey olurdu ki...Sabah ve akşam hayvanları otlatmaya götüren, yorgunluk nedir bilmeyen yengemin peşine takılmak, süt sağarken onların gülmesine aldırmadan yapmaya çalışmak, ekmeklerin  fırından çıkmasını beklemek, sapsarı ve yeni yapılmış tereyağı ile sıcak ekmek kokusu, nohut tarlasından tuzlu tuzlu nohut yemek, karpuz tarlasını görebilmek, eşşeği suya götürmek için can atmak ve daha bir çoğu...Zamanı durduramıyoruz, çok hızlı... O günlere dönebilsek daha bir kıymet bilerek yaşardım herhalde. Çocukluğumu böyle güzel  hatırlamamı sağlayan herkese çok teşekkürler. Böyle güzel olayları hatırlayabilmek ve bunları kendi çocuklarıma aktarabilmek de şimdilerin mutluluğu...



1 yorum:

  1. ne kadar güzel anlatmışsın. okurken sanki o anları bende yaşadım... bende sana teşekkür ederim...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...